YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir: “İmamoğlu’na İftira Atanların İfadesi: ‘Bizzat Şahitliğin, Görmüşlüğün Var mı?’ – ‘Görmüşlüğüm Yok’”
“Gizli Tanıklardan Sonra Mecliste Gizli Tanıkların Sözcüsü Grup Başkanvekilleriyle Tanıştık”YENİ Parti Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri …

“Gizli Tanıklardan Sonra Mecliste Gizli Tanıkların Sözcüsü Grup Başkanvekilleriyle Tanıştık”
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Demirtaş, Sayın Yüksekdağ on yıl önce bugün gözaltına alındılar, tutuklandılar ve on yıldır cezaevinde tutuluyorlar. Bu tutukluluğun ve bu sözde hükümlülüğün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarınca 3 kez siyasi amaçlarla yapıldığı, siyasi rakiplerine siyaset yaptırmamak üzere hukukun kullanıldığı yönünde kararları var. Biz artık hiç olmazsa toplumsal barışı konuştuğumuz, Komisyon raporunu konuştuğumuz bir süreçte Komisyon raporumuzun gereği olarak da artık hiç olmazsa bundan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasını ve Demirtaş, Yüksekdağ ve buna benzer tutukluların Anayasa ihlal edilerek tutukluluklarının devam edilmesine son verilmesini bekliyoruz, talep ediyoruz. Türkiye'nin bugün acilen demokrasiye, temel hak ve özgürlüklerin sonuna kadar kullanılmasına, Anayasa'ya saygı duyulmasına ve toplumsal barışa ihtiyacı var. Nasıl on yıl önce siyaseti dizayn etmek üzere yargı kullanılıp tutuklamalar yapıldı ise, aynı şekilde Sayın Ekrem İmamoğlu ve seçilmiş belediye başkanı arkadaşlarımız da cezaevine kondu. O sırada AKP grup başkan vekilleri defalarca şu kürsüye gelip o gizli tanıkların aslında gizli olan soruşturmada kimsenin bilmemesi gereken iftiralarını burada boy boy anlattılar, servis ettiler. Biz de bunların iftira olduğunu ifade etmiştik. Ve bizim arkadaşlarımız bir buçuk yıldır bu iftiralar üzerinden cezaevinde tutuluyorlar ve bunun da siyasete ve halk iradesine darbe yapmaktan başka hiçbir anlamı yok.
GİZLİ TANIKLAR GÖRMEMİŞ ŞAHİT OLMAMIŞ
Bugün Silivri'de Sayın İmamoğlu'yla ilgili iftira atan iftiracıların ifadelerinin alınacağı gün vardı. Bakın, aynen tutanaklardan okuyorum, gizli tanık Gürgen'e soruyorlar: "Bizzat şahitliğin, görmüşlüğün var mı?" Görmüşlüğüm yok ama konuşulanlar hep öyleydi." diyor Gürgen. Gürgen bütün iddialarından vazgeçti, Gürgen hiçbir şey görmediğini, duyumları ifade ettiğini söyledi. Aynı şekilde gizli tanık Zeytin'e "Bir menfaat teminine ilişkin doğrudan bir görgün, bilgin, şahitliğin var mı?" diye soruyor hâkim, verdiği cevapta "Yok, piyasadan duyumlarımı anlattım." diyor. Yine bir gizli tanık vardı, anımsarsınız; Meşe. Meşe'ye ne olduysa artık -öldü mü, kaldı mı, vaz mı geçti- Meşe'nin aynı ifadesini -noktasıyla, virgülüyle- İlke denen gizli tanık da ifade etmeye başladı nasıl olmuşsa. İlke denen gizli tanık sonradan gizli tanıklıktan vazgeçtiğini ifade etti; bugün çağırdılar, henüz ortada yok. Biz o gizli tanığı da bekliyoruz.
Atılan iftiraların hiçbir maddi temele dayanmadığı, tamamen İstanbul'u ele geçirmek, tamamen koltuğuna sahip çıkmak, tamamen partinin yükselişini önlemek üzere yapılmış siyasi bir darbe olduğunu, 4 bin sayfalık iddianamede bir kuruşluk rüşvet bulunamadığını, gizli tanık ifadelerinin de artık tel tel çöktüğünü odunlar bile anladı, odunlar bile anladı. Artık bu dosyaların kapanması, bir an evvel yargının, bağımsız yargının doğru bir karar vermesini talep ediyoruz.
ENAG İLE TÜİK ARASINDAKİ 15.35’LİK FARK İŞÇİ EMEKLİ MEMURDAN ÇALDIKLARINIZDIR
Ekonomik program tamamen çöktü. Enflasyon hedefleri hiçbir şekilde tutmadı, tutmuyor, tutmayacak. Dün açıklanan enflasyon verisi 2,58, yıllık enflasyon TÜİK'e inanırsanız 29,77, gerçek enflasyon çok daha ağır. Mesela, bir başka enflasyonu hesaplayan kurumun belirttiği ENAG 45.12 açıklıyor ve aradaki fark 15.35. O ne biliyor musunuz? O sahte enflasyon rakamlarına güvenerek zam yapıp işçinin, emeklinin, memurun sofrasından çaldıkları fark. Bu siyasi iktidar hâlâ dar gelirlinin, sabit gelirlinin sofrasından çalmaya devam ediyor. Öyle hırsız deyince bozulmayacaksınız çünkü gerçek enflasyon başka, sizin enflasyonunuz başka. Sizin enflasyonunuza inansak dahi milyonları perişan ettiniz, ekmeğe muhtaç ettiniz. Yeniden değerleme oranını açıkladılar 27,83; ehliyetler, harçlar, pasaportlar, trafik cezaları, hepsi bunun üzerinden alınacak. Zam vermeye gelince "Biz hedeflediğimiz enflasyona göre yapacağız." Niye? "Çünkü biz yoksulu, sabit gelirliyi, emekliyi, işçiyi düşünmüyoruz." diyorlar. Kimi düşünüyorsunuz? Vurgununuzu düşünüyorsunuz. Siz soyguncunun peşindesiniz, soyguncuyu destekliyorsunuz ya soygunun içindesiniz ya soygunu yapanların, soygunu seyredenlerin atamasında siz varsınız ya da soyguncu listesini saklayan siz varsınız.
FON VURGUNUNDA SAKLADIĞINIZ 241 KİŞİLİK VIP LİSTE KİM
Bakın, eğer bir örgüt varsa. İlk defa "örgüt" diyorsunuz. Biz başından beri "Böyle bir hırsızlık, asrın soygunu siyasi destek olmadan, bürokratik destek olmadan, organize olunmadan, denetimler böylesine etkisizleştirilmeden yapılamaz, bu mümkün değil. Siz bu akılla bu sorunu çözemezsiniz." dedikçe "Merak etmeyin, her şey kontrol altında." diyordunuz ama bu krizin altında ezildikçe eziliyorsunuz çünkü faili sizsiniz ve baktığınızda artık siyasi iktidarın kaçacağı bir yer kalmamıştır. O 241 kişi kimdir? VIP listesindeki bu vurgunu vuran, soygunu soyan 241 kişi kimdir? Bunu açıklamadığınız sürece ya o hırsızlığın içindesiniz ya da o hırsızlığı yapanlara destek oluyorsunuzdur. İçinizde bu ithamı hak etmeyenler olduğunu biliyorum, olması gerektiğini elbette anlıyoruz ama öyle olanların artık ses çıkarması lazım. artık bundan sonra mızrak çuvala sığmamaktadır. Seyretmişler, o 404 kişi 400 milyar lirayı alıp kaçırırken yani 1 Eylül ile 16 Eylül arasında seyredenler kimler? Kimler onun arkasında? Ve o şirketler hangileri? Ve değerli arkadaşlar, medya ayağı kim? Bu örgütün başı kim? Bu örgütün emir vereni kim? Suç örgütünü kuran kim? Örgüt lideri kim? 241 VIP listesinde kimler var? O on beş günlük sürede yetkililer, ilgililer düdüğü çalmadığı için 400 milyar lirayı yurt dışına kaçıran kim? Tera Fon'un böylesine vurgun vurmasına, bir hissesini 72 kat artırırken buna seyirci kalanlar kimler? Bunların bir an evvel açıklanmasını bekliyoruz.
SİZİN BAKANLARINIZIN RÜŞVETİ BELGELENMİŞ AMA İMAMOĞLU DUYUMA DAYALI CEZAEVİNDE
Şimdi, asıl konuşulması gerekeni konuşarak başlıyorum. Siz hırsızlarınıza sahip çıkıyorsunuz çünkü 160 milyonu nereden bulduğunu gösteremeyen sizin eski bakanınız kırk günde 160 milyonu 2,2 milyar lira yapmış ve sadece oradaki anaparayı ve faizi de cebine koyarak kalanını iade etmiş, öyle görünüyor. Onunla ilgili ne yaptınız? Sizin siyasetçilerinize konan tedbirleri bir saat içerisinde kaldırıyorsunuz ama hâlâ siyasete dokunan herhangi bir şey yapmadınız. Birkaç bürokrat, birkaç başkan vekili dışında şu ana kadar olayı kapatma derdindesiniz. Ama yeri gelmişken Sayın Usta'ın bu Mecliste defalarca gündeme getirdiği 2 konuyla ilgili somut bir gerçekliği dosyadan söylemek isterim. Tutanaklardan bakılırsa anımsanacaktır, "Cebeci Maden Sahası'nda 600 milyar liralık rüşvet ve kamu zararı var." demişti kendisi. Miktar indi 120 milyar liraya, sonra oradaki maden sahası yetkilisinin MAPEG yani Bakanlık ve İstanbul Valiliği olduğu anlaşıldı ve oradan 1 liralık kamu zararı olmadığı mahkemede bilirkişi raporlarıyla tespit edildi. Yine, ikinci şeyi söyleyeyim: Burada "Villalardan bahsedemiyor." diyorlar ya, Ali Nuhoğlu çıktı ifadesini verdi; Ekrem Bey sorusunu sordu. 2 villa alımı söz konusu, 2 villa alımı karşısında çok daha büyük 3 villa ve 500 bin dolar verildiği sabitlendi. Ali Nuhoğlu'da ticaret yaptıklarını, o ticaretle herhangi bir belediye faaliyetinin ilişkisi olmadığını açıkça söyledi. Dolayısıyla siz sıkıştıkça, fondan bunaldıkça, millete bu kadar zarar vermişken; 7 milyon borsa yatırımcısının mağdur etmişsiniz, 450 bin fon yatırımcısını mağdur etmişsiniz, onların kıt kanaat birikimlerini cebinize koymuş götürmüşsünüz, götürürken genel müdürleriniz, başkanlarınız rüşvet yemiş açıkça ortada. Açıklayamadığınız milyarlarca lira var, o milyarlarca liralar yurt dışına çıkarken seyretmişsiniz ve altında kaldıkça oraya buraya çamur atmaya çalışıyorsunuz. Bunlar bize bulaşmaz. Biz yargılanmasından yanayız ama söz konusu olan seçilmiş olunca tutukladığınız zaman bunun adı yargılama değil, bunun adı siyasi darbedir ve biz sizin darbeci anlayışınıza karşıyız. Buna karşı da mücadele etmeye devam edeceğiz.
GİZLİ TANIKLARDAN SONRA MECLİSTE GİZLİ TANIKLARIN SÖZCÜSÜ GRUP BAŞKANVEKİLLERİYLE TANIŞTIK
Sayın Usta sıkıştıkça sıkışıyor. Cebeci hafriyat sahasıyla ilgili orada rüşvet döndüğüne, izinsiz iş yapıldığına, oradan vurgun vurulduğuna, bırakın vurgunu bir kuruş kazanıldığına dair bir belge bugün buraya getiremezse iftiracıdır, müfteridir. Meclis, bu kürsü, bu mikrofon birilerine çamur atmak için kullanılamaz. Eğer böyle bir rüşvet varsa, bir kuruşluk bir yolsuzluk varsa onu getirir, koyarsınız. Biz burada tutanaktan konuşuyoruz, ifadelerden konuşuyoruz, somut belgelerden konuşuyoruz ve sizin de suçüstü yakalanan arkadaşlarınızın, siyasi yoldaşlarınızın niye hesabının sorulmadığını tabii ki soracağız. "Sonuna kadar gideceğiz." diyorsunuz ama gidemiyorsunuz. Orada cam duvar var, cam duvara çarpıyorlar. Eski Bakana gelince, eski bakanın oğluna gelince, milletvekillerine gelince, bakan yardımcılarına gelince orada cam duvara çarpıyorlar; oradan sonrasına gidemiyorlar, dönüyorlar; gazetecileri, siyasetçileri, fikir beyan edenleri, gerçekleri açıklayanları, teknisyenleri, ekonomistleri tutuklamaya, susturmaya, karartmaya çalışıyorlar; yaptıkları budur. Sayın Usta'ya açıkça meydan okuyorum, başka türlü müfteri olursunuz diyorum. Siz eğer orada bir kuruşluk kamu zararı var ise, bir kuruşluk rüşvet var ise belgesini getirin koyun diyorum. Kendisi "Daha önce getirmiştim." diyor, getirmediğini zaten biliyoruz, o da anlıyor. "30 milyardan bahsediliyor." diyor. Gizli tanıklardan sonra gizli tanıkların sözcüsü Grup Başkan Vekilleriyle de tanışmış olduk, sözüm bu kadar.